California Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatem Bazian, Gazze'de yaşananların Batı'nın Filistinlilere ve daha geniş anlamda Müslümanlara yönelik yaklaşımındaki çifte standartları görünür hale getirdiğini belirterek, "Gazze'deki savaş, dünya düzeninin ne kadar İslamofobik olduğunu açığa çıkardı." dedi.Bazian, Müslüman karşıtlığı (İslamofobi), Gazze'deki savaşın küresel ölçekteki etkileri, İsrail'in kamu diplomasisi faaliyetleri ve ABD'de Filistin yanlısı seslere yönelik kısıtlamalara ilişkin AA'ya değerlendirmelerde bulundu."İslamofobiyi", "Müslümanlığın ya da Müslüman olarak algılanmanın toplum içerisinde ırksallaştırılması ve hedef alınması" olarak tanımlayan Bazian, bunun iş hayatından eğitime, sağlık hizmetlerinden siyasi alana kadar farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğini söyledi.İslam'ın bir din olduğunu ancak ırksallaştırmanın yalnızca ten rengi üzerinden gerçekleşmediğini vurgulayan Bazian, insanların dil, din veya farklı kimlik göstergeleri üzerinden de ırksallaştırılabileceğini kaydetti.Bazian, "Bazı insanların 'İslam bir ırk değildir' dediğini biliyorum ve bu doğru, İslam bir dindir.
Ancak insanlar belirli işaretler ve özellikler üzerinden ırksallaştırılabilir. Bazı durumlarda insanlar dilleri nedeniyle, bazen ten renkleri nedeniyle, bazen de dinleri nedeniyle ırksallaştırılır. Örneğin Rohingyaları düşünün.
Burada belirleyici olan onların dinidir." diye konuştu."Gazze, çifte standartları görünür hale getirdi"Gazze'de yaşananları Müslüman toplumların sömürgecilik, işgal ve dış müdahalelerle karşı karşıya kaldığı daha geniş tarihsel çerçeve içerisinde değerlendiren Bazian, Irak, Afganistan, Suriye, Yemen, Somali ve Libya örneklerini verdi.Bazian, şöyle devam etti: "Gazze'deki savaş, dünya düzeninin ne kadar İslamofobik olduğunu açığa çıkardı.
Müslüman dünyanın sömürgeleştirme, müdahale ve işgallerle karşı karşıya kaldığını zaten biliyorduk. Ancak Gazze, dünyanın dikkatini öyle bir noktaya topladı ki çifte standartları, suç ortaklığını ve soykırımın birlikte üretilmesini görünür hale getirdi."Bazian, İsrailli yetkililerin kullandığı söylemlerin de bu süreçte dikkate alınması gerektiğini belirterek, Gazze'nin Batı'nın yalnızca Filistinlilere değil, daha geniş anlamda "Müslüman özneye" yönelik yaklaşımını ortaya çıkardığını savundu.Filistin meselesinin tarihsel arka planının 1948'le sınırlandırılamayacağını belirten Bazian, Nekbe'yi 1917'de İngilizlerin Filistin'e girişiyle başlayan daha uzun bir tarihsel süreç içerisinde ele aldığını söyledi.Bazian, Batı'nın İsrail'e yaklaşımında Kudüs ve "Kutsal Topraklar"a ilişkin tarihsel tahayyüllerin etkili olduğunu savunarak, "İslamofobi, Batı düşüncesinin Müslüman dünyayla kurduğu ilişkinin içine işlemiştir ve Gazze bunu açığa çıkardı." değerlendirmesinde bulundu."İslam tehdidi söylemi İsrail'e desteği 20 puan artırdı"İsrail'in "Hasbara" olarak adlandırılan kamu diplomasisi ve propaganda faaliyetlerine de değinen Bazian, İsrail hakkındaki küresel kamuoyu algısını değiştirmeye yönelik faaliyetler için 745 milyon dolarlık bütçe ayrıldığını ileri sürdü.Bazian, İsrail tarafından Stagwell şirketine yaptırıldığını belirttiği araştırmada Batı ülkelerinde anketler, mülakatlar ve odak grup çalışmaları gerçekleştirildiğini anlattı.Araştırmada katılımcıların İsrail'i Gazze'deki eylemleri nedeniyle olumsuz değerlendirdiğini aktaran Bazian, kullanılan söylemin "cihat", "İslam tehdidi" ve "İslamcılık" gibi kavramlar üzerinden değiştirilmesi durumunda İsrail'e verilen desteğin 20 puan yükseldiğini ileri sürdü.Bu sonucun ardından İsrail'in iletişim faaliyetlerinin önemli bölümünün İslamofobik söylemleri güçlendirmeye yöneldiğini savunan Bazian, bunun yeni bir durum olmadığını ifade etti.Bazian, 2010'lu yılların başından itibaren yaptıkları araştırmalarda "İslamofobi endüstrisi" olarak nitelendirdiği yapıların finansmanının yüzde 70'inin İsrail yanlısı kaynaklardan geldiğini tespit ettiklerini öne sürdü."İslamofobi, İsrail'in yerleşimci-sömürgeci bir projeye yönelik Batı ve küresel desteği sürdürebilmek için elinde kalan son rezervidir." diyen Bazian, İslamofobik söylemlerdeki artışın aşırı sağın yükselişi ve İsrail'e verilen destekle de bağlantılı olduğunu savundu.11 Eylül sonrası soruşturmaların yüzde 93'ü Filistin'le bağlantılıABD'de 11 Eylül saldırıları sonrasında yürütülen "terörle mücadele" politikalarına da değinen Bazian, terörizm, "terörizme maddi destek" suçlamaları ve insani yardım kuruluşlarına yönelik soruşturmaların yüzde 93'ünün Filistin'le bağlantılı olduğunu ileri sürdü.Bazian, vakaların yalnızca yüzde 7'sinin Filistin dışındaki El Kaide veya Somali'deki Eş-Şebab gibi örgütlerle bağlantılı olduğunu belirterek, İsrail yanlısı çevrelerin 11 Eylül sonrasında oluşan siyasi atmosferi Filistinli, Filistin yanlısı ve Filistin konusunda çalışan Müslüman kuruluşları etkisizleştirmek için kullandığını savundu.ABD'de Filistin yanlısı öğrencilere ve akademisyenlere yönelik kısıtlamalara ilişkin Bazian, ülkede uzun zamandır "Filistin istisnası" olarak tanımladıkları bir durum bulunduğunu söyledi.Bu durumun hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler açısından geçerli olduğunu ifade eden Bazian, AIPAC ve diğer İsrail yanlısı kuruluşların karar alma süreçlerindeki etkisine dikkati çekti.Her konuda konuşulabildiğini ancak konu Filistin olduğunda ifade özgürlüğünün ortadan kalktığını belirten Bazian, Filistin konusunda görüş açıklayan kişilerin üniversitelerde, iş hayatında ve siyasi alanda çeşitli yaptırımlarla karşılaşabildiğini belirtti.Buna rağmen Amerikan kamuoyunda Filistin konusunda önemli bir değişim yaşandığını savunan Bazian, özellikle gençler ve Demokrat Parti tabanındaki dönüşümün gelecek seçimlerde daha görünür hale gelebileceğini söyledi."İslamofobiyle mücadele için yapılara ihtiyacımız var"İslamofobiyle mücadelenin yalnızca bireysel çabalarla yürütülemeyeceğini vurgulayan Bazian, araştırma merkezleri, teknoloji altyapıları, iletişim uzmanları ve üniversitelerde eğitim programlarına ihtiyaç bulunduğunu söyledi.Bazian, "İslamofobiyle mücadele büyük bir insan kaynağı yatırımı gerektiriyor.
Aynı zamanda mevcut yapılara karşı koyabilecek yapılara da büyük ölçekte yatırım yapılması gerekiyor. Hepimizin birbirimize sahip çıkması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

