İngiltere’de 2020’den önce Ankara Anlaşması kapsamında ülkeye gelen bazı Türk vatandaşlarının kalıcı oturum başvurularının, daha önce açıklanmamış gerekçelerle reddedilmesi, 1948-1973 yılları arasında ülkeye gelen Karayiplilerin kaçak göçmen olarak değerlendirildiği "Windrush Skandalı" ile karşılaştırıldı. Londra’da Türklerin yoğun biçimde yaşadığı Tottenham bölgesini temsil eden milletvekili ve eski Dışişleri Bakanı David Lammy, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Türk iş insanlarının karşılaştığı vize sorunuyla ilgili paylaşımda bulundu.
İçişleri Bakanlığının, Ankara Anlaşması adıyla bilinen ve 2020’de sona eren vize türü üzerinden İngiltere’de iş kuran Türklere yönelik yaklaşımını eleştiren Lammy, "İçişleri Bakanlığının Ankara Anlaşması kapsamında kalıcı oturuma başvuran Türk iş insanlarına muamelesi kabul edilemez." dedi. Lammy, söz konusu durumu İngiltere’ye 1948-1973 döneminde davet edilerek resmi yollarla gelen Karayiplilerin 2017’de "kaçak göçmen" muamelesine maruz bırakıldığı Windrush Skandalı’na benzetti ve dikkatsizlikten kaynaklanan hataların yıkıcı sonuçlar doğurduğunu ifade ederek İçişleri Bakanlığını harekete geçmeye davet etti.
Bu arada İngiliz The Guardian gazetesi, Ankara Anlaşması kapsamında gerçekleştirilen kalıcı oturum başvurularında ciddi bir azalma meydana geldiğini bildirdi. Haberde yer alan bilgilere göre, İngiltere’de geçen yıl ocak-haziran döneminde 3 bin 378 başvuru kabul edilirken, bu yıl aynı dönemde onaylanan başvuruların sayısı 745’e geriledi.
Bazı başvuruların daha önce duyurulmamış kurallar gerekçe gösterilerek reddedildiği aktarıldı. Bu başvurular arasında, Kovid-19 döneminde Türkiye’de kansere yakalandığını öğrenen ancak İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) tarafından risk nedeniyle seyahat etmesi tavsiye edilmediği için tedavisini Türkiye’de sürdüren bir kadının başvurusu da bulunuyor.
Kadından üç çocuğuyla birlikte kısa süre içinde İngiltere’den ayrılması istenirken, başka bir Türk iş insanının başvurusu da kendisinden "sosyal medya hesabı" talep edilmemesine karşın başvuru sırasında sosyal medya hesabını bildirmediği gerekçesiyle reddedildi. İçişleri Bakanlığı ise Ankara Anlaşması başvurularının geçmişteki uygulamayla aynı şekilde değerlendirildiğini ve her başvurunun kendi koşulları içinde incelendiğini belirterek yöneltilen suçlamaları reddetti.


